Çorum: Leblebinin Başkenti, Hititlerin Ofisi
Rota özeti
Herkes "Çorum'da ne var ki?" diye sordu. Ben de gidip baktım. Spoiler: leblebi var. Ama sadece leblebi yok, merak etmeyin.
İstanbul'dan yola çıktım. Yaklaşık üç saatlik yolun ilk yarısında "neden gidiyorum" diye düşündüm, ikinci yarısında da "iyi ki gidiyorum" diye. Arada bozkır manzarası var, bolca. Bozkırı sevmiyorsanız bile bu yolda sevmeyi öğreniyorsunuz, başka seçenek yok.
Akış şöyleydi: ilk gün şehir merkezi, Saat Kulesi, müze ve leblebi turu. İkinci gün Hititlerin yanına gittim: Alacahöyük, Hattuşa ve Yazılıkaya. Üçüncü gün de bavulun yarısını leblebiyle doldurup dönüş.
Öne çıkan noktalar
- Hattuşa: Hitit İmparatorluğu'nun başkenti. 3.500 yıl önce burada devlet yönetiyorlarmış, ben ise yokuşu çıkarken nefes nefese kaldım. Aslanlı Kapı'nın önünde fotoğraf çekilmek zorunlu. Ben kendime koydum bu kuralı ama siz de uyun.
- Yazılıkaya: Kayalara oyulmuş tanrılar alayı. Binlerce yıldır aynı pozda duruyorlar, Instagram'dan önce de influencer'lık varmış demek ki.
- Alacahöyük: Güneş kursları ve sfenksli kapı. Burası Hititlerden bile eski. Kendimi tarih karşısında epey genç hissettim, bu yaşta iyi geldi.
- Çorum Müzesi: Hattuşa'ya gitmeden önce uğrarsanız orada gördüğünüz taşlar size bir şey anlatır. Gitmezseniz sadece taş görürsünüz. Benden söylemesi.
- Leblebi: Sarı leblebi, beyaz leblebi, şekerli, çikolatalı, acılı... Leblebinin bu kadar çok kişiliği olduğunu bilmiyordum. Bir dükkânda tadım yaparken kendimi şarap tadımındaki adamlar gibi hissettim, "bunda hafif bir fırın notası var" dedim, kimse gülmedi.
- İskilip dolması: Bakır kazanda saatlerce pişen etli pilav. Yedikten sonra yarım saat konuşamadım, sadece pencereden dışarı baktım.
Pratik notlar
- Ulaşım: Şehir merkezi rahat gezilir ama Hattuşa, Alacahöyük ve Yazılıkaya için araç şart. Hititler başkentlerini otobüs durağına yakın kurmayı düşünmemişler maalesef.
- Bütçe: Gayet makul. En büyük masrafınız leblebi olacak, çünkü "bir paket alayım" diye girip beş paketle çıkıyorsunuz.
- Kalabalık: Hattuşa'da bazen kendimi arkeolog gibi hissettim, çünkü etrafta benden başka kimse yoktu. Huzur arayanlar için birebir.
- Dikkat: Hattuşa geniş ve yokuşlu, rahat ayakkabı giyin. Yazın güneş acımasız, şapka ve su şart. Kışın da bozkır rüzgârı acımıyor, ona göre giyinin.
Tavsiye
Bir daha gitsem Hattuşa'ya daha erken saatte giderdim ve en az yarım gün ayırırdım. Ayrıca leblebi alışverişini dönüş gününe bırakırdım, ilk gün aldıklarımın yarısı yolda bitmedi diyemem.
Kime öneririm? Tarih meraklılarına kesinlikle. Kalabalıktan kaçıp sakin bir hafta sonu isteyenlere de. "Çorum'da ne var ki?" diyenlere ise özellikle öneririm. Gidip görsünler, sonra bana leblebi getirsinler.
Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yap
Giriş Yap